SAĞLIK BAKANI AKDAĞ:
"SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROJESİ'NDEN OLUMLU SONUÇLAR ALDIK"
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Sağlıkta Dönüşüm Projesi'nden olumlu sonuçlar alındığını belirterek, sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Akdağ, Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile önemli adımlar atıldığını belirterek, "Bu program çerçevesinde Türkiye'de sağlığın çehresini değiştirmeye, vatandaşımızın 'kaliteli' sağlık hizmetine daha kolay ulaşması için çalışmaya devam ediyoruz. 4 yıllık süre içerisinde önemli mesafeler aldık. Bunun ruhunu kavramış olan sağlık çalışanlarına Sivas halkı önünde şükranlarımı ifade etmek istiyorum. Gerçekten sağlık çalışanlarının o yüksek uyum kabiliyeti olmasaydı, biz bu dönüşümü gerçekleştiremezdik" diye konuştu.
Bu program sayesinde özel muayenehanelerini kapatarak, hastanelerde tam gün çalışan doktor oranının yüzde 80'lere ulaştığını da kaydeden Akdağ, haksız sağlık harcamasını düşürdüklerini de sözlerine ekledi.
Doktorların özel muayenehanesine hasta çağırması konusunda vatandaşları uyaran Akdağ, böyle durumlarla karşılaşılırsa vatandaşın konuyu direkt Vali ve İl Sağlık Müdürlüğü'ne bildirmelerini istedi.
Reçetelere yazılan ilaçlardan başka bir ilaç verilmesi konusunda da açıklama yapan Akdağ, eczanelerin içeriği aynı, üretici firması farklı olan pahalı ilaçları vermesinin ülke ekonomisine katkıda bulunduğunu kaydederek, bunda bir sıkıntı olmadığını belirtti.
BELEDİYELERİN SAĞLIK HİZMETLERİNE KATKISI BÜYÜK
Bakan Akdağ, sağlık konusunda belediyelerin önemli çalışmalar yaptığını kaydetti. Bu çalışmaların başında tifo ve dizanteri ile mücadele olduğunu vurgulayan Akdağ, tifo ve dizanteri vakalarının 2002 yılına kıyasla 2006 yılında 5 misli azaldığını, 50 binlerdeki vaka sayısının 10 binlere düştüğünü vurguladı. Bu başarının belediyeler ile sağlık müdürlüklerinin ortak çalışması ile yapıldığına işaret eden Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Belediyelerimiz ile sağlık müdürlüklerimiz yakın irtibatlar kurdular, işbirliği içinde çalıştılar ve bu başarıyı elde ettiler. Hedefimiz bu oranları 2008'in sonuna kadar 10'da 1'ine indirmektir. Yani 50 bin olan yıllık tifo ve dizanteri vakasını 5 bin ve altına indirmektir. Daha uzun süreli hedefimiz de bu konuyu ülke gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu hususta da önemli çalışmalar yapıyoruz. Biliyorsunuz KÖYDES ile köylerimizin yollarının yanı sıra suları ile de ilgileniliyor. İçme suları evimize akıtılıyor. Kanalizasyonları eksik olan bazı köylerimizde de önümüzdeki birkaç sene içerisinde bu kanalizasyon probleminin çözüleceğine inanıyorum. Böylece ülkemiz açısından medeniyetin bir göstergesi olan bu bağırsak hastalıkları konusunda önemli bir mesafe almış olacağız."
ERKEN SEÇİM İSTEMEK HALKA SAYGISIZLIKTIR
Yapılan çalışmaların olumlu olduğunu ancak ana muhalefet partisinin bunları görmezden geldiğini söyleyen Akdağ, CHP'lilerin 30 Nisan'da bir erken seçim istemesini eleştirerek, "Dün akşam haberleri seyrediyorum. Ana muhalefet partimizin bir grup başkanı halen '30 Nisan'da bir erken seçim yapalım' diyor. Biraz insaf sahibi olmak lazım. Neyin erken seçimini yapacağız. Ülkede işlerin bu kadar iyi gittiği bir dönemde erken seçim istemek halka saygısızlıktır. Vatandaş 5 yıllığına bir yönetimi işbaşına getiriyor, siz ısrarla toplum mühendisliğine soyunduğunuz için seçim yapacağınızı söylüyorsunuz. Mart ayının ortasına gelmişsiniz, nisanda seçim yapalım diyorsunuz. Bunun teknik olarak gerçekleşemeyeceğini tahmin etmeleri lazım. Böyle bir ısrar var. Bu ısrarı ben yıpranma, bir anlamda erime paniği şeklinde değerlendiriyorum. Varsın onlar bu iddialarında devam etsinler. Biz işimizi yapmaya devam ediyoruz" açıklamasını yaptı.