Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sıddık Ülgen, atardamarlarda dolaşan kanın damar duvarına yaptığı basıncın normal sınırları aşması durumunda yüksek tansiyonun (hipertansiyon) ortaya çıktığını belirterek, bu rahatsızlığın tüm dünyada oldukça sık rastlandığını bildirdi.
YAŞAM BİÇİMİNİN DEĞİŞTRİLMESİ ÇÖZÜM MÜ?
Hipertansiyonun başta kalp, beyin ve böbrek ile tüm atardamarlarda hasar yaratarak felç, kalp krizi, böbrek yetmezliği ya da damar yırtılması ile ölümlere ya da sakat bırakıcı hastalıklara yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Ülgen, şunları kaydetti: ''Hipertansiyon, dünyada sessiz katil olarak biliniyor. Hipertansiyona birçok etken yol açabiliyor. En önemlisi genetik yapıdır. Kişi doğuştan hipertansiyona yatkın olabiliyor. Bunun yanı sıra aşırı tuz tüketimi, şişmanlık ve hareketsiz yaşam gibi birçok faktör, yüksek tansiyona yol açabiliyor. Hastalığın sadece yüzde 5 gibi az bir bölümü, ameliyatlarla tedavi edilebilen düzeydedir. Genelde hipertansiyon hastaları, tedavi edilmemesi ve yaşam biçiminin değiştirilmemesi durumunda hayatları boyunca ölüm ve ciddi rahatsızlık riskiyle karşı karşıyadır.''