Balaban, yaptığı açıklamada, kapalı mekanlarda sigara içme yasağının başlaması ile birlikte, bir çok tiryakinin, "iş verimim düşüyor, kendimi işime veremiyorum" diye tepki gösterdiğine dikkat çekti.
"Kapalı mekanlarda sigara içme yasağının uygulanmaya başlaması insan sağlığının korunması kadar, ekonomik bakımdan iş verimliliğini de artırır" diyen Balaban, bu yasağa tüm çalışanların uymasının bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Sigara yasağı konusunda, bireysel çıkarları ön planda tutarak bir değerlendirmeye gitmenin son derece yanlış olacağına işaret eden Balaban, "Öncelikle, kapalı mekanlarda çalışan herkesin sigara tiryakisi olmadığının bilinmesi gerekir. Sigara içen kişiye bir anlık haz verir. Belki iş yapıldığı sırada içilen bir sigara belirli bir rahatlama, dikkat toplama gibi sonuçlar doğurur ama, genel anlamda, bu zararlı alışkanlığın iş verimliliğini düşürdüğü bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır" diye konuştu.
Kapalı mekanlarda çalışan ve sigara içmeyen kişilerin, pasif içiciler konumunda bulunduğunu belirten Balaban, şu bilgileri verdi: "Özellikle, çok sayıda kişinin çalıştığı ortamlarda, her bireyin diğer bireyin hakkını gözetmesi gerekir. Örneğin, 10 kişilik bir kapalı mekanda çalışan kişilerden sadece birinin içeceği sigara, diğer 9 kişinin iş verimini önemli ölçüde düşürebilir. Pasif içici konumunda bulunan kişilerin, sağlık açısından büyük bir risk altında oldukları, en az tiryakiler kadar etkilendikleri bilinen bir gerçek. Bu durum, ekonomik alanda da geçerlidir. O halde, içilen bir sigara, içmeyen kişilerin iş verimlerini düşürür gerçeğini de unutmak zorundayız."
SİGARA ÇALIŞMA YAŞAMINI KISALTIR
Balaban, sigaranın insan hayatının kalitesini düşürdüğünü, iş hayatından da erken ayrılmasına neden olduğunu kaydetti.
"Sigara tiryakilerinin büyük bir çoğunluğu, sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle iş hayatından erken ayrılmak zorunda kalıyor" diyen Balaban, bu durumun en somut ve uzun vadeli verimsizlik göstergesi olduğuna vurgu yaptı.