ÇEVRE KİRLİLİĞİ ÇOCUK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
Çevre kirliliği 21. asrın önemli sorunlarını başında geliyor. Erzurum, çevre kirliliğinin en fazla etkilediği iller arasında bulunuyor. Hava kirliliği oranını yüksek boyutta olduğu ilde, kent kanalizasyonunun Karasuya deşarj edilmesi ciddi tehditler oluşturuyor. Erzurum’da çevre kirliliğinin bir diğer boyutu da evsel atıklarda görülüyor. Kent çöplüğüne biriktirilen atıklardan yayılan kirlilik, arıtma tesisi olmayışı yüzünden rüzgarlar yoluyla yerleşim alanlarına taşınıyor.
ÇEVRE KİRLİLİĞİ ARTIYOR
Çevre kirliliği nedeniyle son 20 yılda çocuklarda, otizmin yüzde 210, astımın yüzde 118, kanserlerin yüzde 19, öğrenme güçlüğünün yüzde 10, davranış bozukluğu ve dikkat eksikliğinin yüzde 6 oranında arttığı bildirildi.
Prof. Dr. Ayşe Sevim Gökalp, sağlıklı bir çevrede yaşamanın her çocuğun en doğal hakkı olduğunu söyledi.Günümüzün çocuklarının kendilerinden önceki nesillere göre çok farklı bir fiziksel ortamda büyüdüklerini ifade eden Prof. Dr. Gökalp, yirmi ve yirmi birinci yüzyılda gelişen teknoloji ve üretim patlamasının çevrenin çok değişmesine, hava, su, toprak ve besinlerin kirlenmesine yol açtığını belirtti.
Gökalp, son 50 yılda yüzbinlerce kimyasal madde geliştirilerek, yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandığını, bu maddelerin çoğunun çocuklardaki zararlı akut etkilerinin bilindiğini bildirdi.
ÇOCUKLAR DAHA HASSAS
Çocukların, çevre kirliliğine erişkinlerden daha hassas olduğunu ifade eden Gökalp, şunları kaydetti:''Çocuğun hızla büyüyen ve çoğalan hücrelerinde çevresel zararlılar daha kolay hasar oluşturur. Toksin maddenin emilimi, metabolizması, atılımı, dozu, çocukta, erişkinde tanımlanandan tamamen farklıdır. Pek çok çevresel zararlı vücut hormonlarını taklit ederek çocuğun üreme ve diğer hormonlarını bozmaktadır. Çevre kirliliği nedeniyle son 20 yılda çocuklarda astım yüzde 118, kanserler yüzde 19, otizm yüzde 210, öğrenme güçlüğü yüzde 10, davranış bozukluğu ve dikkat eksikliği yüzde 6 oranında artmış bulunmaktadır.
Ayrıca, fetüs ve bebek ölümleri artmış, beyin gelişmesinde bozukluk, çeşitli doğumsal defektler, erkek sperm sayısında yüzde 50 azalma rapor edilmiştir.''